Köşe yazısı
ÜÇ DÖNEM VE ÜÇ LİDER
İsmet Paşa ekseriyet usulü seçimi nasıl olsa ben az da olsa fark yaparım, çoğunluk benim olur diye düşünmüştü. Bu gerçekleşmedi: Aşırı derecede kıtlık vardı. Bu gün fındık bahçesi olan arazilerin neredeyse tamamına yakını mısır ekildiği halde bazı insanların mayıs ayında mısırı tükeniyordu. İlk fındık toplama yevmiyeleri yaklaşık 1,5 - 2 kg. mısır bedeli kadar ancak vardı. Köylüler genelde kıl keçilerini sağıyordu. Bu hayvanların da iki-üç ay kadar sütü olurdu. Tereyağı da çok pahalı olduğu için fakirler alamazdı. O dönemin yerli ırk ineklerid e ancak 2-3 kg. kadar süt verebiliyordu. Margarin yağı yoktu. İnsanların bir bölümü sadece tuzla yağsız yemek yiyordu. Şehirlerde buğday ekmeği karne ile veriliyordu. İkinci Cihan Savaşı’na gireriz diye İsmet paşa buğdayları silolarda yahut gömülü alanda çürütmüştü. Bu çürük buğdaylar denize dökülmüştü. İş sahası yoktu. Bizim bölgenin insanı Gelemen (Bafra) devlet üretme çiftliğinde çalışıyordu. Burada tarım işçiliği çok ucuzdu.
İnsanların çok büyük bir bölümü 12 TL. yol parasını ödeyemez: Çevre karayollarında 1,5 metre yol döşerdi. İnsanlar çadırlarını ve kumanyalarını alırlar, yamaçlardan topladıkları taşları kendi çekiçleriyle kırar yolu döşerlerdi. İşi bitirenler sekiz gün sonra köylerine gönderiliyordu. O tarihlerde Türkiye’de karayolları böyle çalışıyordu. Bir de hayvan vergisi vardı. Kıl keçilerinin vergisi 1,75 krş’tu. Koyun da böyle idi. Ancak çok büyük hayvan bakıcılarının sürüleri kışın Bafra’ya, yazın Karagöl ve emsali yaylalara giderdi. Bunların arasında büyük sürüler de vardı. Toprak ağaları gibi bunlara da ağa denilirdi. Diğer büyük baş hayvanların yapağısı (yün) yok diye yanılmıyorsam seksen kuruştu. Bu hayvanlar saklanamazdı. Vergileri ödenirdi. Hayvanların vergisi ödenmiş mi diye kontrol eden memurlara sırgatcı denirdi. Bunlar aniden evleri basarlar küçük baş hayvanların evin içinde gizlenmiş olabileceğini kontrol ederlerdi. Bazı keçilerin ağızları bağlanıp hasta insan diye yatağa yatırıldığı rivayet edilirdi.
Gazeteci rahmetli İsmail Hanikaz, seçim propagandasında: “Arkadaşlar CHP’sine oyumuzu vermiyeceğiz. Bize keçilere baba dedittirdi” diye konuşmalar yapardı. Olayı şöyle anlatırdı. Bir gün keçi evde sağılırken, sırgat memurları eve yaklaşıyormuş. Ev sahibi keçinin ağzını bağlayıp yatağa yatırmış. Yorganın aralığından da keçinin sakalının ucu görünüyormuş. Sırgat memuru sormuş, “burada kim yatıyor” demiş. Ev sahibi de “babamdır ,hasta” demiş. Rahmetli Hanikaz “CHP’sine oyumuzu vermiyeceğiz. Bize keçilere baba dedirttirdi” derdi. Her seçimde ilk konuşması buydu.
(devam edecek. İnşallah)
Bu sayıda daha fazla

İçişleri Bakanımız Ordu'da

İnanır’dan Fatsalılara selam....


