AVUKATLIKTAN HAKİMLİĞE GEÇİŞ
Avukatlıktan hakimliğe geçiş konusu son yıllarda açılan bir yoldur. Bunun için avukatlıkta geçen süre, Türk vatandaşı olma şartının yanında bir takım da sınavlar vardır. Bizi ilgilendiren işin siyasi yönü olduğu için buna ağırlık vererek yazacağız. Eskiden İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler hakimlik için son duraktı. Yani mesleğin son yıllarında 1. Sınıf hakim-savcı olununca bu büyük şehirlere atamalar yapılırdı. Fatsa’da uzun yıllar hakimlik yapmış olan Rahmetli Ümit Kaptan Fatsa’dan direk İstanbul’a geldiğinde sınıf arkadaşları olarak bu duruma çok şaşırmıştık. Sonradan öğrendiğimize göre Fatsa’da olağanın dışında bir başarı gösterdiği için emsallerinden önce geldiğini öğrendiğimizde de kendisi ile gurur duymuştuk. Ne tekim İstanbul’da uzun süredir hakimi olmayan 9. Asliye Ceza Mahkemesine verilmiş ve çok kısa sürede çalışkanlığı ve zeki oluşu nedeniyle birikmiş dosyaları eritmiş ve diğer mahkemelerle aynı seviyeye getirmişti. (Kendisini rahmetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.)
Son yıllarda hemen her konuda olduğu gibi hakim atamalarının da gelenek ve görenekleri değişti. İstanbul Anadolu Adliyesinde birkaç yıl önce 8. İş Mahkemesinde bir duruşmam vardı. Mahkemenin iki hakiminin de olmadığı için duruşma yapılamadı. Çünkü hakimlerden birisi doğum iznine, diğeri de balayına çıkmıştı. Yeni evlenen, ya da yeni doğum yapan hakimler İstanbul’da görev almaya başlamışlardı. Bu iş o kadar çığırından çıktı ki Anadolu’nun herhangi bir küçük ilçesinde iş yhapamayan avukatlar ya iktidar partisinden belediye meclis üyesi ya da ilçe yönetim kurulu üyesi olduktan sonra direk hakim olmaya başladılar. Elbette içlerinde düzgün, bilgili, tarafsız davrananlar olabilir. Ancak çoğunluğu gerek hukuki bilgi eksikliği ve gerekse sair nedenlerle avukat olarak iş yapamadıkları için sırtlarını siyasi iktidara dayayarak hakim oldular. Bendeniz de sınavları kazanarak 23189 sicil numarası ile hakim adayı olarak atamam yapılmasına karşın doğrudan avukatlığı seçtim. Mesleğimin son yıllarında Ankara 2 nolu baro başkanın aracı oluşu ile hakim olanlarla belki ben de avukat olarak karşılaştım. Belki bu 70 kişinin içinde çok bilgili, bu koltuğa çok yakışanlar olabilir ancak son yıllarda kalitenin son derece düştüğü verilen kararlar ile kendisini gösterir olmuştur. Avukatlıktan hakimliğe geçişlerde yasada sıralanan şartlara bir de siyasetin devreye girmesi eklendikten sonra arabaya menkul diyen yargıçlar görünür olmuştur.
Bugün gelinen noktada Anayasadaki yargının bağımsız ve tarafsızlığı ilkesi sadece Anayasa kitapçığında kalmış ve mumla aranır olmuştur. Haksız karar verenlerin beklenmedik terfilerle ödüllendirilmesi diğerlerini de haksız kararlar vermeye teşvik ettikçe önümüzdeki yıllarda yargı bağımsızlığı değil mum, büyük lambalarla dahi aransa bulunamayacaktır. Aslında olay sadece Ankara 2 nolu baro başkanın söylediği çürümüşlük değildir. Ülkede futbol federasyonundan merkez hakem kuruluna, fon krizinden belediyelere yapılan baskına kadar sayılamayacak kadar çok şey çürümüştür. Neyse ki bazı yandaş kanallar var da dinleyerek mutlu oluyoruz.


