Görüntülenen Sayı: 2866
2866 | Yayım Tarihi: 4 Eylül 2026 Cuma
  • Ana Sayfa
  • Haberler
  •  Spor 
  • Köşe Yazarları
  • Bunları Biliyor musunuz?
  • Vefatlar
  • Güneşlik
  • Dost Siteler
  • Künye
  • İletişim
  • Son Sayı
Ana Sayfa » Köşe Yazıları » FINDIK

FINDIK

Av. Mehmet YILDIZ

Av. Mehmet YILDIZ

av.mehmetyildiz52@gmail.com
Facebook'ta Paylaş

    Bıyığı var, sakalı yok, kendisi var, değeri yok. Başlığı görünce bu değeri olmayan nesnenin FINDIK olduğunu anlamış olacağınızı düşünüyorum. Türkiye’nin büyük bir kesiminin geçim kaynağıdır. Özellikle Ordu ve Giresun illerimizin nerdeyse tek geçim kaynağıdır. Fındık üretiminin yapıldığı Samsun, Sakarya ve Bolu gibi illerimizde de vardır. Ancak son saydığımız illerde fındık dışında gelir kaynakları da vardır. Ordu ve Giresun adeta fındık bahçelerine gözü gibi bakmak zorundadır. Kışın uygun zamanlarda hayvan gübresi dökülür. İlkbahar geldiğinde kimyasal gübre verilir. İlerleyen günlerde böcek yememesi için ilaç verilir. Toplama zamanı yaklaştığında dibindeki otlar ve fışkıran ışkınlar alınır. Güneş yakmasın, sel sürüklemesin, dondan etkilenmesin diye gözünün içine bakılır. Bir yıl boyunca bazı aileler büyüttüğü çocuğundan fazla kendisi ile ilgilenir. Hatta bahçede yapılacak hiçbir iş olmasa bile bazı üreticiler sırf gönlünü almak için iki günde bir gider bahçeye adeta kendisi ile sohbet eder. (Rahmetli amcam yapardı.)
    Gün gelir hasat başlar. Dört gözle fiyatlar beklenir. O kadar emek verilmiş ve finale gelinmiştir. Ve fakat hey hat! Maalesef hiçbir zaman beklentiler karşılanmaz. Hangi siyasi iktidar olursa olsun fındık üreticisi memnun edemez. Fındık vardır ama değeri yoktur. Çünkü isterseniz dünya lideri olun, dünya piyasalarına hükmedemezsiniz. Bir dönem ANAP iktidarı zamanında bir ANAP milletvekili (İsminin unuttuğum için kusura bakmasın) küçük bir heyet oluşturarak Doğu Asya ve Çin’e giderek Pazar oluşturma gayreti içine girmişti. Ben de o zaman da taktir ettiğimi yazmıştım. Çin’de, Hindistan’da Pazar oluşturmazsanız, sırf Avrupa’ya çikolata malzemesi olarak satarsanız kendisi var ama değeri yok olan bir ürün sahibi olursunuz. 
    Her ne kadar geçimimi fındık ile sağlamıyorsam da kalemim ile hitap ettiğim binlerce insanın derdini derdim gibi görüyorum.  Bu nedenle olayları yakından takip ediyorum. Bu yıl devletin verdiği fiyatı bile çok bulan tüccar kilosu 160 TL’den alım yapıyormuş. Çocukluğum fındık bahçelerinde geçti. Lombardini denilen araç da yoktu, yol da yoktu. Sabahtan akşama kadar at ile bahçeden fındık çuvallarını taşırdım. Boyum kadar çuvalları boşaltmak için kan ter içinde kalırdım. Bu zahmetin karşılığını hiçbir zaman alamazdık. Hala da alamıyoruz. Belki de sırf bu zahmetlerden kurtulmak için var gücümle okuyup bir meslek sahibi olmaya çalıştım.  
    Çözüm: Kesinlikle planlı ve proğramlı olmak gerekmektedir. Bunun için de öncelikle dünya piyasalarında fındık tüketimini teşvik edici girişimlerde bulunmak gerekmektedir. Bugün için dünyada belli ülkelerde yetiştirilen fındığın ne olduğunu bilmeye, hayatta ağzına fındık değmemiş ülkelerin varlığını kabul etmek gerekir. Bu ülkelere fındığı tanıtmak gerekmektedir. 
    Diğer taraftan her türlü ürünün yetiştirilebileceği yerlerde fındıkçılığa izin verilmemelidir. 1983 yılında çıkarılan fındık ekim alanlarının sınırlandırılması yasası uygulanmalıdır. Yoksa Karadeniz Fındık üreticisinin durumu çok daha kötü olacaktır. 

Yalnızca aboneler yorum yazabilir.

Abone Bilgileri

Abone girişi yapınız
Abone Kodu:
Parola:
Şifrenizi almak için tıklayın

  • Hava Durumu
  • Arşiv


Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü






 Güneş Gazetesi © 2005-2026 Her hakkı saklıdır.