KÜÇÜK ŞEYLER…
ALDIIII, VERDİİİ, DEDİİİ !
Televizyon sunuculuğu önemli bir meslek. Habercilerin çoğu bunu büyük bir maharetle yapıyor. Fakat kamera arkasında eline tutuşturulan metinleri okuyan bazıları var ki, insan kendi diline karşı işlenen bu cinayet karşısında isyan ediyor. Sanki, bir metni en kötü okuma yarışması yapmışlar da birinci gelenleri işe almışlar. Televizyon yetkililerinin bunu fark etmemesi, izleyicilerin de bir şikâyette bulunmaması hayret verici. Yoksa bu okuyucular bir günden fazla orada duramazdı.
SOSYAL DEMOKRASİNİN MİNİ ETEĞİ
Televizyon sunucularının kadın olmasında yarar var. Ne demişler: Su sesi, altın sesi, kadın sesi… Kadınların erkeklerden daha düzgün konuştuğu da bir gerçek. Kekemeler nedense hep erkekler arasından çıkıyor. Dilin ilk öğreticileri ve taşıyıcıları da kadınlar. Bazı muhalif-sosyal demokrat kanalların kadın sunucuları nedense mini eteksiz ekranlara çıkmıyor. Etekler, dizlerinin bir karış üstünde. Bu giyim tarzıyla “modern” bir toplumun üyesi olduklarını anlatmak istiyor olmalılar. Ancak Türkiye toplumunun kadınlarının büyük çoğunluğu onlar gibi giyinmiyor. Sosyal Demokrat-çağdaş bir partiye oy verecek seçmenler de bu kültürün bir parçası. Bu tutum CHP’nin neden iktidara gelemediğinin de kanıtı gibi. Bu kanallara yol gösteren partililerin nasıl olup da buna bir çeki düzen veremediği hayret vericidir.
BİNLERCE KİŞİ
Bir toplantı haberi verilirken ona katılanların (yaklaşık da olsa) sayısı nasıl verilmeli? Kapalı salon toplantıları için bazıları “salon doluydu” dereler ama salonun kaç kişilik olduğu belirtilmezse bunun hiç aydınlatıcı bir tarafı yoktur. Yazılı ve görsel basında bir açık hava toplantısına katılanların sayısını anlatmak için çoğu zaman “binlerce kişi” ifadesi kullanılıyor. Bu ifade anacak on bin kişiye kadarki kalabalıkları anlatmak için kullanılmalı. On binden yüz bine kadar olanları anlatmak için ise “on binlerce”, daha fazlası içi ise “yüz binlerce” denilmeli.
ADEMİMERKEZİYET
Bazı sözcüklere zihnimiz ve dilimiz olmayıp alışamadı. Ademimerkeziyet bunlardandır. Adem-i merkeziyet diye de yazılır. Devlet yönetiminde merkezsizlik, yani eyaletlerin, illerin, bölgelerin kendi kendilerini yönetmeleri, muhtariyet, otonomidir. sözcüğün anlamı bilinmiyor değil fakat birçok kişi tarafından ilk hecesi, yani a, uzatılarak Âdem’i söyler gibi söyleniyor. Dolayısıyla fena halde kulak tırmalıyor.
“İÇİN” Mİ “ADINA” MI?
Bazı sözcükler dile kene gibi yapışıyor ve doğru sözcüğü yerinden ederek onun tahtına yerine oturuyor. “Adına” sözcüğü bunlardandır ve “için” yerine kullanılmaktadır. Bu yanlışla büyümemiş olan yaşlı kuşağın bazı üyeleri de bu yanlışa teslim olmuş görünüyor. İçin de adına da dilimizde vardır fakat kullanıldıkları yerler farklıdır. “Üniversiteyi kazanmak için çok çalıştım” cümlesinde “için” yerine “adına”yı kullanmak olmaz. “Adına”nın kullanılacağı yere örnek olarak şu cümleyi verebiliriz: Genel başkan adına konuşan başkan yardımcısı, düşünce özgürlüğüne vurgu yaptı.

