Görüntülenen Sayı: 2864
2864 | Yayım Tarihi: 21 Ağustos 2026 Cuma
  • Ana Sayfa
  • Haberler
  •  Spor 
  • Köşe Yazarları
  • Bunları Biliyor musunuz?
  • Vefatlar
  • Güneşlik
  • Dost Siteler
  • Künye
  • İletişim
  • Son Sayı
Ana Sayfa » Köşe Yazıları » TEPEMİZDEKİ MİKROFON

TEPEMİZDEKİ MİKROFON

Av. Mehmet YILDIZ

Av. Mehmet YILDIZ

av.mehmetyildiz52@gmail.com
Facebook'ta Paylaş

    Bu hafta başında İmamoğlu ve arkadaşlarının yargılanmasına uzun süre sonra tekrar başlandı. Bu defa yargılamaya milyar dolayında harcama yapılan yeni salonda başlandı. Hal böyle olunca söz konusu salon içinde yargılananlara yakın oranda ilgi odağı oldu. Nedense biz genellikle kötü konularda rekorlara koşarız. Örneğin cezaevlerinin doluluk oranı, enflasyon, suç oranlarındaki artışlar vs. vs… Bir zamanlar da İstanbul Anadolu Adliyesinin dünyanın en büyük adliyesi, İstanbul Çağlayandaki adliyenin ise Avrupa’nın en büyük adliyesi olduğu ile övündüğümüz gibi… Keşke dünyanın en büyük kültür merkezine, o kültür merkezindeki sinema ve tiyatrolarda yer bulunmaması ile övünebilsek. Ama nerde? Biz yine konumuza gelelim:
     Henüz yeni salona gitmedim. Basından takip ettiğim kadarı ile yaklaşık 2,5 dönüm kapalı alanı olan bir salonmuş. Bazı sanık yakınları yargılamayı yapan mahkeme heyetinin yüzlerini görebilmek için dürbün getirmişler. Çünkü yargılamayı yapan heyetin yüzlerindeki asıklık veya tebessüm ifade veren sanığın geleceği için tahmin edilenden daha önemlidir. Salonun binden fazla savunman yani avukat yeri, 500 civarında sanık ve sanık ve müdahil yakını yeri barındırdığı yazılıyor. Dikkati çeken bir konu da salonda tepelerden sarkan mikrofonların bulunması… Sanık avukatlarından bir tanesi bu mikrofonların sadece savunma yapan avukat için mi yoksa herkes için mi açık olduğunu sormuş. Sayın meslektaşıma ben söyleyeyim. O mikrofonların hemen hepsi de açıktır. Ancak mahkeme heyeti, özellikle de mahkeme başkanı kimi dinlemek istiyorsa o mikrofonu seçebilir diye düşünüyorum. Çünkü geçmiş dönemde yaşadığım bir olay beni böyle düşünmeye sevk ediyor.
     Ergenekon davası görülürken yazlığım Silivri’de idi. Özellikle Cuma günleri sanıkların tahliye ya da tedbir kararlarının kaldırılması yönünde talep günleri oluyordu. Mümkün olduğunca kaçırmadan izlemeye gidiyorduk. Çoğul kullanıyorum çünkü yanımda avukat olan eşim de bulunuyordu. Malatya Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile Samsun 19 Mayıs Üniversitesi rektörü Sayın Prof. Dr. Ferit Bernay’ın savunma yaptığı bir gün idi. Amfi şeklinde geriye doğru yükselen avukat bölümünde oturuyor, heyete uzak bir bölümde olduğumuz için eşimle aramızda konuşarak yorumlar yapıyorduk. Tabii ki bu yorumlar FETÖ’cü heyeti öven yorumlar değildi. Bir süre sonra mübaşir yanımıza gelerek: ‘’ Mahkeme Başkanı avukatlara söyle eleştirilerini savunma sırası geldiğinde yapsınlar.’’  Dedi. Şaşırmıştık. Hatta şok olmuştuk. Aramızda konuştuğumuzu, esasen izleyici olduğumuzu, müvekkilimizin olmadığını, mahkeme başkanının bu sesleri nasıl duyduğunu sorduğumuzda; Mübaşir başımızın üzerine sarkan mikrofonları gösterdi.
        İşte bu anımıza dayanarak meslektaşıma sistemi hatırlatmaya çalışıyorum. Dünyanın hiçbir yargısında böyle ajanca bir sistemin olduğunu sanmıyorum. Varsa da bunun doğru olmadığını yargılamanın gerek dinleyici ve gerekse yargılamayı yapanlar açısından herkese açık, şeffaf olması gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde sanık ile avukatının konuşmasını dinlemek sıkıyönetim zamanlarında bile hoş karşılanmamıştır. Hoş karşılanamaz da… Kapalı ve gizli yargılamayı gerektiren özel durumlar tabii ki hariç.

Yalnızca aboneler yorum yazabilir.

Abone Bilgileri

Abone girişi yapınız
Abone Kodu:
Parola:
Şifrenizi almak için tıklayın

  • Hava Durumu
  • Arşiv


Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü






 Güneş Gazetesi © 2005-2026 Her hakkı saklıdır.