AMAÇ NE?
Amaç üzüm yemek mi bağcı dövmek mi? Bal gibi bağcıyı dövmek diyebiliriz. Genellikle yaptığım gibi yaşanmış bir olay anlattıktan sonra esas konuya gelmek istiyorum. Yıllar önceydi. Fatsalı bir dostumun merkezi Ankara’da olan çok büyük bir şirkette ortaklığı vardı. Büyük ortak ile anlaşamıyorlardı. Yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için dava açmamı istedi. Avukatın görevi açtığı davayı lehine bitirmektir. İstanbul’dan Ankara’ya duruşmalara gidiyordum. Kâh araç ile, kâh uçak ile gidiyor bir an önce davayı bitirmeye gayret ediyordum. Ne tekim davayı lehimize bitirdik. Genel kurulda alınan kararları iptal ettirdik. Doğaldır ki sevindim. Müvekkilimden taktir beklerken suratını bir karış asık buldum. Kendisini son derece haklı bulduğu gerekçesinde biz bu davayı kazanmayacak, bu adamları süründürecektik diyordu. Anladım ki davayı sürüncemede bırakıp, O’nun davalı olmasından keyif alıyor, alamadığı hakkını baskı ile almak istiyormuş.
Silivri’deki İmamoğlu davası nedeniyle aklıma geldi. Dava üstüne dava açtıkları gibi dosyaları bitirmek de istemiyorlar. Kısa sürede davalar bitse ellerinde ceza verecek delil yok. Hal böyle olunca yerel mahkemeler hatıra binaen ceza verseler de olay Yüksek Yargıtay’a kadar gidecek, orada bozulacak. Bu sefer erkenden sanıklıktan kurtulacak. Öyleyse işi ne kadar uzatırsak o kadar iyi olur şeklinde düşündüklerini sanıyorum. Üç adım yan tarafta tutuklu olan Sayın İmamoğlu duruşmaya getirilmiyor. Mahkemece celse yasaklılığı kararı verilmiş. Şimdi bazı okurlarım sen avukat değil misin? Celse yasağı diye bir disiplin cezası olduğunu bilmiyor musun? Nasıl eleştiriyorsun diye eleştiri getirebilir. İyi de ben de o zaman sorarım verilen disiplin cezası ne kadar doğru?
Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye verdiği cevabı herkes bilir. Bizim adalet teşkilatımız aynen deve gibi oldu. İyi niyetli yargıçların, iyi niyetli savcıların olduğunu tabii ki kabul ediyoruz. Ancak bir zarftan çıkan üç oydan birini geçersiz sayanları, otomobile taşınmaz (gayrımenkul) diyenleri, yargılama sonunda alacağı cezayı çektiği halde tahliye kararı vermeyip tutukluluğun devamına karar verenleri nereye koyup, nasıl izah edeceğimi ben bilemiyorum. İnanın son derece samimiyetle yazıyorum hukukçu olan eşim ile bazı mahkeme kararlarını irdeleyip sohbet ettiğimizde çıldırmamak için ne yapacağımızı şaşırıyoruz.
Son olayda verilen savunmanın kısıtlanması kararı inanıyorum ki İmamoğlu hakkında verilen kararı her halükârda bozacaktır. Ya İstinaf, İstinaf bozmaz ise Yargıtay, Yargıtay bozmaz ise Anayasa Mahkemesi, o da bozmaz ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kesinlikle bağcıyı dövdürmeyecektir. Ama olan İmamoğlu’na olacak yıllarca demoklesin kılıcı kafasında duracaktır. İstenen de budur.


