KİMSE SEVİNMESİN… KİMSE ÜZÜLMESİN!
Hani bir söz vardır ya; “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış…”
Yani düşüncesizce ortaya atılan bir fikir ya da yapılan bir hamle, sonrasında ne kadar akıllı insan uğraşırsa uğraşsın, içinden çıkılması zor bir karmaşaya dönüşebilir.
Tam da öyle oldu.
Geçtiğimiz hafta sosyal medyada “Ünye il olacak” şeklinde bir haber yayınlanınca ortalık bir anda karıştı.
Ardından yorumlar, tahminler ve senaryolar peş peşe gelmeye başladı.
“Kumru Ünye’ye bağlanacak”, “Terme Ünye’ye bağlanacak” derken, konu adeta laf ebeliğine dönüştü.
Hatta Kumru Belediye Başkanı Yusuf Yalçuva’nın “Ünye il olsun, Kumru da Ünye’ye bağlansın” şeklinde bir açıklama yaptığı öne sürüldü. Ancak Başkan Yalçuva bir gün sonra yaptığı açıklamada böyle bir beyanının olmadığını ifade etti.
Sonuç olarak ortada ne ciddi bir açıklama var ne de böyle bir çalışma söz konusu.
Amaç belli; gündem oluşturmak.
Ünye ve Fatsa’nın il olma meselesi aslında yeni değil. Bu konu, Anavatan Partisi iktidarı döneminde de gündeme gelmişti. O yıllarda hem Ünyeliler hem de Fatsalılar farklı zamanlarda Ankara’ya giderek merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile görüşmüşlerdi. Özal da her iki heyeti olumlu ifadelerle uğurlamıştı.
Bugüne gelecek olursak…
Falcı değilim, müneccim de değilim. Ancak aldığım duyumlara göre erken seçim ihtimali hiç de uzak görünmüyor.
Peki seçime hazırlanan bir iktidar partisi, il olma beklentisi taşıyan ilçelerden birini sevindirip diğerini küstürme riskini göze alabilir mi?
Mesela Ünye’nin il yapıldığını düşünelim.
Fatsalıların tepkisi ne olur?
Muhtemelen iktidar partisine oy vermezler.
Peki Fatsa il yapılırsa?
Bu kez Ünyelilerin tepkisi farklı mı olur?
Elbette olmaz.
Bu nedenle hiçbir siyasi iktidar böyle bir riski kolay kolay göze alamaz. Ne Fatsa’nın ne de Ünye’nin bugün için il yapılmasına sıcak bakacağını düşünmüyorum.
Sonuç olarak;
Kimse sevinmesin…. Kimse üzülmesin…
———-
KAFALARINDA EKMEK KIRMAK GEREKECEK!
Öyle anlaşılıyor ki Fatsa Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve bazı zabıta memurları, görevlerini yapmamak konusunda adeta yemin etmişler.
Kaldırımlar işgal altında…
Vatandaşın yürümesi neredeyse imkânsız…
Araçlar gelişi güzel park edilmiş…
Ne denetleyen var ne de müdahale eden.
İsmini açıklamak istemeyen bir okuyucumuz, kaldırımı işgal eden bir esnafın fotoğrafını gönderdi. Ben de yayınlamadan önce fotoğrafı bizzat Zabıta Müdürü’ne ilettim.
Ancak daha sonra yaptığım gözlemde herhangi bir düzelme olmadığını gördüm.
Bayramın ilk günü karşılaştığım Zabıta Müdürü’ne durumu bir kez daha fotoğraflarla anlattım. Bana, söz konusu bölgenin kendi sorumluluk alanlarında olmadığını, Büyükşehir Belediyesi’nin ilgilenmesi gerektiğini söyledi.
Diyelim ki öyle…
Peki bir kamu görevlisi olarak durumu Büyükşehir’deki ilgili birime aktarmak, çözüm için girişimde bulunmak çok mu zor?
Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarla sohbet ederken konu yine zabıtalara geldi.
Arkadaşlardan biri:
“Ferudun, Fatsa’daki zabıtalar görev yapmamak için yemin etmişler galiba. Senin haberin yok mu?” dedi.
Ben de:
“Yok ama büyüklerimiz böyle durumlarda, kişiyi ettiği yeminden döndürmek için kafasında ekmek kırarlarmış. Gelin bu arkadaşların da kafasında bir defaya mahsus ekmek kıralım. Belki bir hafta görevlerini yaparlar. Sonra isterlerse yine görev yapmamak için ettikleri yeminlerine sadık kalırlar.” dedim.
Şaka bir yana…
Vatandaş kaldırımlarda rahat yürümek, kuralların herkes için uygulanmasını görmek istiyor.
Zabıtanın görevi de tam olarak budur.


