BAKANIN YAPTIKLARI
Hafta içinde bir haber okuduk. Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Ankara Niğde otoyolunda 225 km hız yapmış, 9.267,00TL cezasını da ödemiştir. Tabi sadece bizim bakan hız sınırını aşmış değildir. Bu vesile ile öğreniyoruz ki Kanada’da bir eyaletin Adalet Bakanı da hız sınırını aştığı için ehliyetine el konuluyor. İngiltere’de İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı hız sınırını aştığı için hem para cezası hem de ehliyetine el koyma işlemi ile karşı karşıya kalıyor. Ya Almanya’da: Almanya’da bir eyaletin bizdeki gibi Ulaştırma Bakanı hız nedeniyle trafik cezası alınca hem cezayı ödüyor hem de bakanlıktan istifa ediyor. Buradan hemen bizim bakanın da ehliyetine el konulması ya da istifa etmesini istediğim gibi bir sonuç çıkarılmasın. Çünkü bizim yasalarımızda ehliyete el konulmasının şartları daha farklı durumda. İstifa ise bizim Türk siyaset ve bürokrasi literatüründe yok satan bir kelime durumundadır. O nedenle ben işe başka boyuttan bakacağım.
Bizim bakanın yaptıklarını da iyi ve kötü yönleri ile irdelemeyi düşünüyorum. Hem bakanlık makam aracı olarak kayıtlı olması, hem de bir bakan tarafından kullanıyor olmasına karşın 9.267,00TL ceza yazılması, yaşadığımız günlerin şartları dikkate alındığında takdire şayan bir durumdur. Pek alışkın olmadığımız bir durumdur. Daha unutmadık Mersin’de AKP’li bir kadın milletvekilini durduran trafik polisine uygulananları… Bir milletvekilinin durdurulmasına ağır fatura çıkarılırken, bakana ceza yazılması aklın mantığın işi olamaz. Elbette ki yazanları kutluyorum. Yine elbette ki bu cezayı ödeyenleri de kutluyorum. Umarım Sayın Bakan bu bedeli bakanlık hesabından değil kendi öz mal varlığından ödenmiştir.
Gelelim işin sevimsiz yanına: Karayollarının güvenliğinden sorumlu olduğu için hız sınırı gibi bir güvenlik tedbiri koymakla yetkili bir kişinin koyduğu bu kuralı ihlal etmesi çok acı bir durumdur. Bunun hiçbir izah tarzı yoktur. Affedilir bir tarafı da yoktur. Ceza yazılması ve yazılan cezanın ödenmesi de buradaki hatayı hafifletemez. Hatalar zincirleme devam etmiştir. Marifetmiş gibi yaptığı hareketi bir de videoya almıştır. Bu da ikinci ve daha büyük bir hatadır. Yetmedi! (Eskide Kadıköy-Sirkeci vapurlarında ayna, tarak ya da kalem satan işportacıların bir yöntemi vardı. Ayna bir lira tarak yanında bedava, daha bitmedi iki adet de tükenmez kalem ilavesi diye devam ederlerdi.) Sayın bakanın gafları daha bitmedi. Diyelim ki hız sınırını aştınız ve diyelim ki bunun çekimini yapıp videoya aldınız, bırakın elinizde kalsın. Bu bir marifetse (ki değil) çok yakınlarınızla paylaşın. Olayın gazetelere, sosyal medyaya sıçramasına kadar nasıl dökülüp taşınır bir türlü anlam veremiyorum. Yazının başında yabancı ülkelerden örnekler verdim. İçlerinde bu nedenle istifa edenlerin bile olduğunu öğrendik. Çok merak ediyorum bizim bakana bu konuları hatırlatan acaba oldu mu? Tahmin ediyorum ki bakan arkadaşlarının bile çoğu ‘’Helal olsun sana! Nasıl yaptın bu kadar hızı? Hiç korkmadın mı? Cesurmuşsun. Tebrik ediyoruz.’’ diye kutlamışlardır. Biz bu kafalarla daha çoook bekleriz….