İçeriğe geç
Köşe yazısı

Köşe yazısı

NAMIK KEMAL

Güneş Haber Merkezi 2 dk okuma 1.424 okunma

Batırılamayan Dualı Ülke Türkiye

Nazım Hikmet

Memleketimden İnsan Manzaraları

HİKAYEİ 26 AĞUSTOS GECESİNDE SAATLER İKİ OTUZDAN BEŞ OTUZA KADAR

İthaf: Bu yazıyı canı pahasına yurdu savunan insanlarımıza ithaf ediyorum.

Saat iki otuz

Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,

Ne ağaç, ne kuş sesi

Ne toprak kokusu vardır.

Gündüz güneşin

Gece yıldızların altında kayalardır.

Ve şimdi gece olduğu için

Ve dünya karanlıkta daha bizim

Daha yakın

Daha küçük kaldığı için

Ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten

Evimize,aşkımıza ve kendimize dair

Kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi sesler geldiği için

Okşayarak gülümseyen bıyığını

Seyrediyordu Kocatepe’den

Dünyanın en yıldızlı karanlığını

Düşman üç saatlik yerdedir.

Ve Hıdırlık Tepesi olmasa

Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.

Şimali garbide Güzelim Dağları,

Ve dağlarda tek

Tek

Ateşler yanıyor.

Ovada Akarçay bir pırıltı halinde

Ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde

Şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var.

Akarçay belki bir akarsu

Belki bir ırmak

Belli küçücük bir nehirdir.

Akarçay Dereboğazında değirmenleri çevirip

Kılçıksız yılan balıklarıyla

Yedişehitler Kayası’nın gölgesine girip

Çıkar,

Ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki

Haşhaşların arasından akar.

Ve Afyon önünde

Altı gözler köprüsü’nün altından

Gündoğuya dönerek

Ve Konya tiren hattına rastlayıp yolda

Büyük Çobanlar Köyü’nü solda

Ve Kızılkilise’yi sağda bırakıp

Gider.

Düşündü birdenbire kayalıklardaki adam

Kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri,

Kim bilir onlar ne kadar büyük

Ne kadar uzundular?

Birçoğunun adını bilmiyordu,

Yalnız Yunan’dan önce ve seferberlikten evvel

Selimşahlar Çiftliğinde ırgatlık ederken Manisa’da

Geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.

Dağlarda tek

tek

ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

Şayak kalpaklı adam

Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

Öcalıcı, güzel, rahat günlere inanıyordu.

Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu mavzerinin yanında

Kocatepe’de gözetleme yerinde….

Saat üç buçuk.

Halimur – Ayvalı hattı üzerinde

Manya mevziindedir.

(Devamı Haftaya

İzmirli Ali Onbaşı

Karanlıkta göz yordamıyla

Sanki onları bir daha hiç görmeyecekmiş gibi

Baktı manga efradına birer birer:

Sağda birinci nefer

Sarışındı,

İkincisi esmer,

Üçüncü kekemeydi,

Fakat bölükte

Yoktu onun üstüne şarkı söyleyen.

Dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu canı.

Beşinci vuracaktı amcasını vuranı.

Tezkere alıp Urfa’ya girdiği akşam.

Altıncı

İnanılmayacak kadar büyük ayaklı bir adam.

Memlekette toprağını ve tek öküzünü

Bir ihtiyar muhacir karısına bıraktığı için

Kardeşleri onu mahkemeye verdiler

Ve bölükte arkadaşların yerine nöbete kalktığı için

Ona “Deli Erzurumlu” derdiler.

Yedinci Mehmet oğlu Osman’dı.

Çanakkale’de , İnönü’nde, Sakarya’da yaralandı,

Ve gözünü kırpmadan

Daha bir hayli yara alabilir

Ve dimdik ayakta kalabilir.

Sekizinci

İbrahim

Korkmayacaktı bu kadar

Bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp

Böyle birbirine vurmasalar.

Ve İzmirli Ali Onbaşı biliyordu ki

Tavşan korktuğu için kaçmaz

Kaçtığı için korkar.

Saat dört

Ağzı kara – Söğütlüdere mıntıkası.

12’inci piyade fırkası

Gözler karanlıkta, uzakta,

Eller yakında, mekanizmalar üzerinde,

Herkes yerli yerinde.

Tabur imamı

Mevzideki biricik silahsız adam,

Ölülerin adamı,

Kıbleye doğru kırılmış bir söğüt dalı dikerek

Durdu boyun büküp

El kavuşturup

Sabah namazına

İçi rahattır.

Cennet, ebedi bir istirahattır.

Ve yenilmeseler de, yenseler de a’dayı

Meydanı gazadan o kendi elleriyle verecektir

Cenabı rabbülalemine şühedayı

-Devam Edecek-

Bu sayıda daha fazla

Bu sayının tamamı