İçeriğe geç
Köşe yazısı

Köşe yazısı

Büyük Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk

Güneş Haber Merkezi 3 dk okuma 947 okunma
Efendiler,bu münasebetle bir noktayı belirtmeyi gerekli görüyorum: O günlerde, mevcut arkadaşların hangi işlerde görevlendireceklerin uygun olacağı düşünülürken. Genel Kurmay Başkanlığı için İsmet Paşa’yı tercih etmiştim.Ankara’da bulunan Refet Paşa, beni özel olarak görerek bilgi vermemi istedi. Anlamak istediği konu, Genelkurmay Başkanlığının en yüksek askeri makam olup olmadığı noktasıydı.Benden söz konusu makamın en yüksek askeri makam olduğu. Ondan daha yüksek makamın Millet Meclisi olduğu cevabını alınca. Buna itiraz etti.İsmet Paşa’nın, başkomutanlık demek olan bu durumuna razı gelemeyeceğini söyledi. Görevin çok önemli ve nazik olduğunu. Benim bütün arkadaşlar hakkındaki. Bilgi ve tarafsızlığıma Güvenilmesinin uygun olacağını söyledim. Kendisinin böyle bir iddiada bulunmasının yakışık almadığını da ilave ettim.

Efendiler, daha sonra Batı Cephesi Karargahın da görüştüğüm Fuat Paşa’da, İsmet Paşa’nın Genel Kurmay Başkanlığına kesinlikle karşı çıktı. Fuat Paşa’yı da, duruma en uygun olan çözüm yolunun. Kabulündeki zorunluluğa inandırmaya çalıştım. Refet ve Fuat Paşa’ların kendilerine has. Bazı düşüncelerine ilave ettikleri itiraz şuydu: Kendileri daha önce Anadolu’da benimle birlikte çalışmışlar. Fakat İsmet Paşa sonradan katılmış. Oysa, bundan önceki konuşmalarımda. Sırası ve yeri geldiği zaman belirtmiştim ki, İsmet Paşa, benim İstanbul’dan ayrılmamdan önce. Benimle işbirliği yapmıştı. Daha sonra Anadolu’ya gelmiş ve birlikte, çalışmıştık.Fakat Fevzi Paşa Hazretleri’nin Harbiye Nazırlığı’na gelmesi üzerine. Bazı önemli düşüncelerle. Özel görevle tekrar İstanbul’a gönderilmişti. Bu bakımdan düşünce ve İşbirliğinde kıdem söz konusu olamazdı.

Genelkurmay işlerinin ilk olarak İsmet Paşa’ya verilmesinde isabetsizlik olasıydı. Bu konuda Fevzi Paşa Hazretleri’nin de bana uyarıda bulunmaları bir vatan görevi olurdu. Oysa, Paşa Hazretleri, aksine bu görevlendirmeyi çok yerinde bulmuş.Kendileri teklif edilen Milli Savunma Bakanlığı görevini çok samimi bir duyguyla. Hemen kabul etmişlerdir. İsmet Paşa’nın, gerek Genelkurmay Başkanlığında.Gerek sonraki Cephe Komutanlığı’nda gösterdiği liyakat. Üstün gayret, kendisine görev vermekte doğru hareket ettiğimi. Fiili olarak ispat etmiş olduğundan. Millete, orduya ve tarihe karşı tam bir iç huzuru içindeyim.

HIYANET-İ VATANİYE KANUNU VE İSTİKLAL

MAHKEMELERİ KURULMASI

Efendiler, meclis,29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu sonraki aylarda İstiklal Mahkemeleri Kanunlarını da çıkarmakla. İnkılabın tabii gereklerini yerine getirmiş oldu. Efendiler, İstanbul’un işgalinden sonra başlayan birtakım yıkıcı akımlara.olaylara, isyanlara değinmiştik. Bunlar hızla memleketin her tarafından. Birbiri ardına ortaya çıktı ve sürüp gitti.

İstanbul’da Damat Ferit Paşa, hemen yeniden iktidar mevkiine getirildi.Damat Ferit Paşa Kabinesi, İstanbul’daki bütün yıkıcı. Hain kuruluşların meydana getirdiği blok. Bu blokun Anadolu içindeki bütün isyan teşkilatı. Bütün düşmanlar ve Yunan ordusu. Elbirliği ile aleyhimizde faaliyete geçtiler. Bu ortak saldırı politikasının talimatı da Padişah ve halifenin. Düşman uçakları da dahil olduğu halde. Her türlü vasıtayla memlekete yağdırdığı “Padişaha karşı ayaklanma” fetvasıydı.

Bu genel ve haince saldırılara karşı. Biz de, daha meclis açılmadan önce. Afyonkarahisar’da, Eskişehir’de ve bütün demiryolu boyunda bulunan.Düşman birliklerini Anadolu’dan çıkarmak.Geyve, Lefke,Carablus köprülerini yıkmak. Meclis toplanır toplanmaz Anadolu Ulemasının fetvasını almak suretiyle karşı tedbirlere giriştik.

İç İsyanlar ve Doğu Cephesindeki Gelişmeler

İÇ İSYANLAR

Efendiler,1919 yılı içinde, milli teşebbüslerimize karşı başlayan iç isyanlar, hızla memleketin her tarafına yayıldı.Bandırma, Gönen,Susurluk, Kİrmasti, Karacabey, Biga ve dolaylarında; İzmit, Adapazarı, Düzce, Hendek, Bolu, Gerede,Nallıhan,Beypazarı dolaylarında; Bozkır’da; Konya,Ilgın, Kadınhan, Karaman,Çivril Şeydişehir,Beyşehir,Koçhisar dolaylarında;Yozgat,Yenihan, Bogazlıyan, Zile,Erbaa, Çorum dolaylarında; İmranlı, Refahiye, Zara, Hafik ve Viranşehir dolaylarında alevlenen karışıklık ateşleri. Bütün memleketi yakıyor.Hainlik, cehalet, kin ve bağnazlık dumanları. Bütün vatan göklerini yoğun karanlıklar içinde bırakıyordu. İsyan dalgaları Ankara’da karargahımızın duvarlarına kadar çarptı. Karargahımızla şehir arasındaki telefon ve telgraf hatlarını kesmeye kadar varan. Kudurmuşçasına kasıtlar karşısında kaldık. Batı Anadolu’nun,İzmir’den sonra Yeniden önemli bölgeleri de, Yunan ordusunun taarruzlarıyla çiğnenmeye başladı.

(Kısaca ayıdan post eski düşmandan dost olamaz.)

Dikkatle üzerinde durulmaya değer bir konudur ki, sekiz ay önce, millet, Heyet-i Temsiliye etrafında toplanarak, Damat Ferit Hükümeti ile ilişki ve haberlerini kesmişken. Ali Galip’in girişimi gibi tek tük olaylardan başka. Böyle genel bir ayaklanma olmamıştır. Bu defaki yaygın ve genel ayaklanmalar. Sekiz ay zarfında, memleket içinde çok hazırlık yapıldığını gösteriyordu. Damat Ferit Hükümetinden sonraki hükümetlerle. Milli şuurun korunması. Güçlendirilmesi için yaptığımız mücadelelerin ne kadar haklı sebeplere dayandığı.Acı bir şekilde bir kere daha anlaşılmış oluyordu. Milli Mücadeleye kuvvet vermek için cephelerle. Ordu ile ilgilenme bakımından. İstanbul’daki hükümetlerin gösterdiği. Başka türlü ihtimallerin acı sonuçları da ayrıca görülecektir.

-Devam edecek-

Bu sayıda daha fazla

Bu sayının tamamı