Köşe yazısı
Büyük Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk
Milletvekili Rasim Bey’in Raif Efendi Hazretlerine olan telgrafını okudum. Korkmaya gerek olmadığının kendilerine duyurulmasını rica ederim.
Gerek bana ulaştırdığınız bilgi ve düşüncelerinizi gerekse Rasim Bey’in telgrafını Temsilciler Kuruluna,olduğu gibi sunacağım. Bunlardan dolayı, Sivas Kongresi ile ilgili kesin karar,ancak Temsilciler Kurulunun görüşmeleri sonunda belli olcaktır. Alınacak karar elbette size bildirilecektir. Yalnız bugün için ricam, Brüno’nun gözdağı verdiğini halka duyurmanız, böylece iç gücünün kırılmasını önlemenizdir.
Saygılarımın kabulünün, Salahattin ve Refet Beyefendilere selamımın ulaştırılmasını rica ederim. Saygıdeğer Paşa Hazretleri - Mustafa Kemal
Efendiler, Diyarbakır ve Bitlis dolaylarındaki halkı aydınlatmak düşüncesiyle, oralarda ordu komutanı olarak bulunduğum sıralarda kendileriyle tanıştığım birtakım ileri gelen kişilere özel mektuplar yazdım ve Van, Bayazıt çevrelerinde bulunan bazı aşiret başkanlarıyla da bağlantı ve ilişki kurdum.
ERZURUM’DAN AYRILMA GEREĞİ
Daha sonra efendiler, Ağustos ayı içinde her yerden birtakım delegelerin Sivas’a yollandıkları ve kimilerinin de Sivas’a ulaştıkları anlaşıldı. Sivas’a ulaşan delegeler bizim ne zaman yola çıkacağımızı sormaya başladılar. Artık Erzurum’dan ayrılmak gerekiyordu. Fakat şimdiye kadar verdiğim bilgiden anlaşılmıştır ki, Sivas Kongresi Doğu ve Batı illerinin ve Trakya’nın, yani bütün yurdun birliğini sağlamak amacını güdüyordu. Bunun için, bu kongrede Doğu illerinin delegelerinin bulunması gerekirdi. Bu illerden Sivas Kongresi için delegeler seçtirmeye kalkışmak işe yaramaz bir düşünceydi. Erzurum Kongresinde bulunan delegelerin de Sivas’a götürülemiyecekleri anlaşılıyordu. Kaldı ki, geldikleri yerlerden Doğu illerinin haklarını savunmak için yetki almış olan bu delegelerin daha genel bir amaca ilişkin yetkileri de yoktu.Yine bu nedenle, Erzurum Kongresinin Sivas Kongresine Doğu illeri adına bir delege topluluğu göndermeye yetkisi olamayacağı da açık bir gerçekti.
Yeniden delege seçtirmeye kalkışmak ne ölçüde işe yaramazsa, birtakım kurumsal düşüncelerin çerçevesi içinde sıkışıp kalmak da o ölçüde işe yaramazdı.
En kolay ve çıkar yol, Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsilciler Kurulunu Sivas’a götürüp kongreye katmaktı.
Üyelerden Mutki aşiret başkanının, Mutki dağlarından dışarı çıkmaktan korktuğunu ben kendim bilirdim. Siirt milletvekili Sadullah Bey ortada yok. Servet ve İzzet Beyler, kongre biter bitmez birer özür dileyerek Trabzon’a gitmişler. Erzurum’da Rauf Bey ve Raif Efendi var. Raif Efendi de özür bildiriyor.
Yolumuzda Erzincan’da Şeyh Feyzi Efendi’yi bulabileceğiz. Servet ve İzzet Beyleri çağırdım, fakat gelmediler. Raif Efendi’ye bizimle birlikte gelmesi için rica ettik, kabul etti.
Nihayet, Heyet-i Temsiliye üyeleri olarak Erzurum’dan üç kişi Erzincan’dan bir kişi ve Sivas’ta bulduğum Bekir Sami Bey ile beş kişi olduk. Sivas Kongresine katılan temsilcilerin ellerindeki kartları inceleme gereği duyulduğu zaman, ben, orada şöyle bir belge hazırladım ve altına Heyet-i Temsiliyenin mührünü bastım. Heyet-i Temsiliye’den: Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey, Ulemadan Raif Efendi, Şeyh Fevzi Efendi, Bekir Sami Bey.
Yukarıda adları Yazılı şahıslar, Doğu Anadolu adına Sivas Kongresince görevlendirilmiştir. (Mühür) Efendiler, Erzurum’dan ayrıldığımız tarih 29 Ağustos 1919’dur.
-Devamı Haftaya-
Türkiye’nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak olan köylüdür.
1922 M.Kemal ATATÜRK


