Köşe yazısı
YUNANİSTAN VE TÜRKİYE
Birkaç yıl önce Küba’ya gittiğimde gördüğümü, bugün Yunanistan’da gördüm. Küba’da da eski binalar, eski arabalar ve TIR’dan yapılmış işçi servis otobüsleri vardı. Bu fakirliğe karşın öğle yemeği yenilen lokantalarında dahi müzik vardı. Yani keyiflerine düşkünlerdi ve bundan taviz vermiyorlardı. Aynı şey Yunanistan için de geçerli. Cumartesi iki olaya tanık oldum. Birincisi; öğlen saatlerinde hanımlar mağazaları dolaşırken 6 erkek bir şeyler içecek bir yer aradık. En az 8-10 barda 6 kişinin bir arada oturacağı bir yer bulamadık. Daha öğle saatlerinde kafeterya ve barlar tıklım tıklım doluydu. İkincisi ise daha vahim bir durum. Bu denli ekonomik sıkıntı içinde olmalarına karşın saat 15.00’te dükkanları kapatıp siesta yapıyorlar. Hatta bir dükkanın 15.01 sırasında kapısına vurduğumuz halde alış-veriş için kapının açılmadığına tanık oldum. Aynen Küba’da olduğu gibi zevkten, keyiften taviz vermek yok.
Bir çok Yunanlı bu durumdan rahatsızken, bir çoğu da AB’nin buna mutlaka çözüm üreteceğini ve eski günlerin geri geleceği umudunu taşıyor. Ülkemizde demokrasi sorunu var. Maalesef mensubu olduğum ve geçim kaynağım olan yargıda hem de inanılmaz boyutlarda sorunlar var. Tabii ki ekonomik sorunlar da var. Ama hiç değilse Yunanistan’da olan boyutlarda değil. Bu hafta gözümle gördüğüm bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim.




