Köşe yazısı
YENİ YIL
Yılbaşında hesaplar yapılırken zekat hesaplarını unutmamalı. Kuran-ı Kerim namaz bahsinden hemen sonra zekat buyruğunu emretmiş. Dünyada insanların bir arada huzurlu yaşamaları için bu çok önemli. İnsanlar İslamın diğer hükümlerini kolaylıkla kabul etmişler. Zekata gelince bazı dar görüşlü insanlar itiraz etmişler. Biz kazandığımız parayı niye verelim diye itiraz etmişler. Halbuki zenginliği veren Allah cc. kime dilerse ona veriyor. Bu bir akıl üstünlüğü vesilesi olamıyor. Bediüzzaman bunu şöyle ifade ediyor. “Hayvanların en zekisi olarak kabul edilen tilki bütün ömründe rızık derdi çeker, denizlerdeki balıklar ise tilkiden çok daha az zekaya sahipken tilki kadar rızık derdi çekmiyorlar” diyor. İkinci bir misali de insanlara veriyor. Büyük alimler, fikir adamları bütün ömürlerinde dünyada bir rızık bolluğu içinde olamazken, vasat seviyedeki insanlar aşırı bir servet sahibi olabiliyorlar. Bu da bize rızkı Allah’ın verdiğini, kime isterse ona daha fazla verdiğinin ispatıdır diyor. Dünyada insanların huzur içinde yaşamaları yönünden dinimiz buna çok önem veriyor.
Konudan çıktık, yine işi yılbaşına getirmek istiyorum. Yılbaşı gecesi Anadolu Gençlik Dergisi Belediye Kültür Sarayı’nda “Mekke’nin Fethi”diye bir proğram tertip etmişlerdi. Ben bu proğramı son anda duydum. Ve gittim genelde yılbaşı gecelerini böylesi proğramlarla düzeltilmeye çalışılmasından hoşlanırım. Bize göre proğram güzel oldu. Mekke’nin Fethi’nden bir derece bahsettikten sonra işi yılbaşı gecelerinin saptırılmasını önleme proğramına gelindi. Kumru’lu bir genç çok güzel bir Kuran okudu. Gerçekten çok güzel Kuran okuyan yarışmalarda dereceler almış bir insan. Kuran okumakla proğramların açılışından hoşlanırım. Güzel bir başlangıçla proğram yürüdü, arada güzel konuşmalar yapıldı. Kültür Sarayı’nın en büyük çok amaçlı salonu insanları almadı. Dikkat çeken bir olay da hanımların erkeklerden daha fazla oluşu idi. Hanımların dini konulara yönelmelerini ben iyiye yorarım. Derler ki, babası dindar olupta dindar olmayan evlat çokmuşta: Annesi dindar olupta dindar olamayan evlat yokmuş. Yani iyi bir nesil için annelerin çok eğitilmelerinin gerektiğire inanıyoruz. Olaylar bunu gösteriyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kız çocukları eğitilemedi. Aileler kızlarını okula vermeyi pek istemediler. devlet kız çocuklarının okullara verilmesini zorunlu hale getirdi. Bize göre kızlarımızın okullara verilmesi iyi neticeler verdi. Şimdi daha şuurlu insanlar yetiştiriliyor diye bizim inancımız var. Hanımlarda bu eğitim oranının daha da yükseltirsek çok daha vasıflı bir nesil yetiştireceğiz diye inancımız var. Bize göre Türkiye büyük devlet olma yönünde mesafeler alıyor. İstikbalin büyük Türkiye’si olma yolunda mesafeler alıyoruz İnşallah...




