İçeriğe geç
Köşe yazısı

Köşe yazısı

BATUM

Güneş Haber Merkezi 5 dk okuma 3.436 okunma

Geçen Batum seyahatimizde Ali Osman Gürsu’ nun seceresini çıkarmaya çalıştık. Yukarıdaki resimden pek uzaklara gitmeye gerek olmadığını anladık. Ayrıca fazla derini kurcalamaya gerek yok kanaatine vardık. 

Ali Osman Acara ahalisinden Bayraktaroğlu aşiretindendir. Şu an bölgede yaşayan Diyasemize Anzor Bey’den aldığımız bilgiye göre Osmanlı imparatorluğu Acaristan’a girince bütün sülaleler üzerinden hakimiyet kurmuşlar. Yalnız Diyasemizeler içinde Ali Osman’ın aşiretinin Magari halkı (güçlü halk) olarak gördükleri için onlara öncü halk manasına gelen Bayraktaroğlu namını verdiler. 

Ali Osman’ın aşireti Hulo bölgesini Zubzu Köyü’nde ikamet ediyor. Batum Müzesini gezerken Ali Osman’ın köyünden getirilen taş mezarı gördük. Kimileri mezara el sürdü Ali Osman çok kızdı “dokunmayın lan kırarsınız” diye mudahale etti. Daha sonra atalarının Osmanlıya ait ahşap kapıları yaparken oyma işciliğinde haçları nasıl gizlice kapılara yerleştirdiğini sonra evlerde çorap  dokunurken haçları motifler arasına nasıl gizlediğini gördük. Yalnız çorabın tabanına haç koymamışlar.

Yün çorapların motifleri arasında gördüğümüz gizli haçlar hepimizi şaşırttı. Sonuçta Ali Osman atalarının yıllar önceki mirasını görünce çok duygulandı. Papazlara sarılışı çok manidardı. İnanın gözleri bulandı. Bazıları da Batumdaki sinagoga hayranlıkla, sevgiyle baktı, belki de bana öyle geldi ama hepsi birden camiye doluşup namaza durunca önce Allah’a sonra atalarına  duacı oldular.

AZİZ  YILDIRIM’IN HATIRLATTIĞI

Aziz Yıldırım, Silivriye gidince Fenerbahçeliler peşine takıldı. Mahkeme önünde saatlerce tezahurat yaptılar. Aziz Yıldırım suçludur, suçsuzdur bilmem ama dışarıdaki tezahuratın iceride faydası olmaz. Bugün yapılan o işi biz yıllar önce Mustafa Çamaş için Ünye Ağır Ceza Mahkemesi önünde yapmıştık. Hiç de faydası olmadı.

Türkiye’de teşvik primi sanki iki yıl önce icat oldu. Şimdi ortalık yıkılıyor. Bakıyorum cezalar havada uçuşuyor.  Bol keseden atılıyor.  Son birkaç yıldır Türkiye’de bir şeyler oluyor. Hani filmlerde barmenler görürüz  elindeki metal şişeye birkaç çeşit içkiyi koyar sonra da onu havada keskin hareketlerle sallar., karıştırır. Birileri de bu günlerde barmen gibi Türkiye’yi karıştırıyor. 

Biz  daha önce böyle bir olayı Çamaş zamanında yaşadık. Mustafa Çamaş 10 yıl belediye başkanlığı yapmış ama en son gelen kontrolörler Fatsa Belediyesi’nde  inceleme yapmaya başladıktan sonra tatil günleri dahil 64 günde  zimmetine para geçirmiş. Dikkat edin! Olay kontrolörler geldikten sonra oluyor.  Ama bu olaya kimse böyle olabilir mi diye bakmıyor. Anlat anlatabilirsen...

Belediyede kendi başımıza gelen bir olay var. Fatsa Belediye Meclisi Dolunay kireçcik bölgesinde 450 m2 lik yerin imar tadilatını yapıyor. Sonra belediye meclisi üyelerine bir suçlama geliyor. Aynen şöyle: “Menfaat temin etmek için çete kurmak.”  Sonuçta dün de bugün de belediye meclisi üyeleri bu memleketin bilinen insanları . Sorarım 450 m2 yer için 25 meclis üyesinin tamamı çete kurar mı? Bu tanım benim çok zoruma gitmişti. Ama 40 yıllık asker  Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ  PKK ile çete kurdu denilince  rahatladım. Bu çete meselesi yazarlar, akademisyenler, subaylar ve orgenerallere dayandı. Şimdi sıra teşkilatı mahsusaya geldi.  

1950’den  sonra Nato’ya giren Türkiye Nato’nun  bazı yaptırımlarını uyguladı. O günlerde kominizm tehlikesi vardı.  Eğer koministler yönetimi ele geçirirse milis kuvvetlerin devlet tarafından böyle durumlarda  kullanılmak üzere  muhtelif yerlere gizlediği silahları vardı. Bunları kullanacaktı. Sonra bu olay AKP’yi yıkacaktı şekline geldi.  Devletin önemli yerlerindeki komutanlar içeri atıldı. En son iş Teşkilatı Mahsusa’ya (MİT) dayandı.  Bir tevatür  çıktı.  Başbakan Teşkilatı Mahsusayı  apo ile görüşmeye göndermiş.  Bu olay ortaya çıktı. Başbakan       ” bu uydurmadır, bunu yapan şerefsizdir” dedi. ( Bu olayın doğruluğu ortaya çıktı.) Daha sonra apo’nun yanına giden mit elemanlarının ondan aldıkları mektup kandil’de ortaya çıkınca farklı bir yorum ortaya çıktı. Uzatmaya gerek yok.  Devletin savcıları, Belediye başkanları, Orgenerallerini suçlu bulup içeri atarken  AKP kontrolünde olan kurumlara dokunulunca bu sefer savcılar dışarı atılıyor. (Mesela Deniz Feneri davasında,  Teşkilatı Mahsusa davasında)

Ben bu kafa ile kim haklı kim haksız anlayamam ama daha önce yazdığım gibi barmenin metal bir şişeye bir takım içkileri koyup bir birine karışsın diye sıkı sıkı salladığı duruşu aklıma geliyor. Birileri her konuda Türkiye’yi karıştırmaya çalışıyor. 

FATSA DESTANI

(Bölüm 2)

İstek geldi hemşerimden "devamını yaz" dedi

Nimet ablam "dönme sakın burda mevsim güz" dedi

Damardan girdi gazeteci Musa verdi aragazını

Klip yapacağım "ben bu şiiri sana söz" dedi..

Ne zenginler gördüm pantolonu yamalı

Ne fakirler gördüm Fatsa'lıya sevdalı

Eskiler hatırlayacak şimdi onu

Kör bıçağa kurban giden gerçek Aga Cemal'i..

Çakmalarla korurum aramdaki ince çizgiyi

Dolduramadım hala uğraşırım bizim kırık testiyi

Babadan tembihliyim kulak ardı edemem

Ellerinden öperim nerde görsem Ali İzgi'yi..

Kıymet ebe'ydi hepimizin Zeynep Kamil'i

Höldürük Ömer'in durumuna(!) bilmem acep ne demeli

Yeşilçam ne ki Hollywood'a bile gönderirdik

Kadir abi elverseydi boyacı Artist Kemal'i..

Roma'lı değildi ki Roma dondurmacı şişko Haki

En iyi esnaflardandı bir dönemler Kaynaroğlu Baki

Değirmenci sanma sakın Fethi Kutlu'yu

Unu asaletindendir bal’dır onun sırtındaki..

Hamal Haşim'di emekçinin kralı

Sinan abiden önce tanımıştım Osman Nuri Oral'ı

Başımız sıkıştımı arardık beleşe

Avukat Muhsin'i, Avukat Soytekin Vural'ı...

Beşikpazarı'ndaydı Ömür Restorant Lüks Nazıf Sade'li

Görmeliydin ne ararsan var koca Gambal Kamil'i

Aspava'yla başlamıştı işe, Yılmaz Gürol'la

Gümüşpala Adil oldu şimdi Hünkarzade'li..

Durmuş hoca okurdu en iyi mevlüt gazeli

Yad etmek lazım burada Hacı Ekrem Yücel'i

Hamsi güzeli Gül hoca'ydı lakin

Semra Hoca'ydı hocaların en güzeli..

Uzun Ali'de bizimdi Gabak Ali'de

Sevinirdik diride, yas tutardık ölüde

Bir dönemdi  yaşandı ki ne yazık

Bozkurt’lu Ülkücü’de bizimdi Parka’lı Devrimci’de.

İskele’den ta Çocuk Parkı’na yürüsem

Temmuzunda erisem zemheride inlesem

Becioğlu pabucunu dama attı  diyorlar

Gidip Hoylu’lu Atıf  abevden biraz palavra dinlesem..

“Fatsa’lıyım” demezmi  Melet’lü, yolarım başımı 

Sorsam “ ı ıhh” der bilmez Sıtkı Pazarbaşı’nı

Hanı hamamı onun olsun, batsın sarayı

Değişmem çakmalara bir tek parke taşımı..

Tantana Ziya, Ekrem usta, Paşa ustalar

Kader Pastanesi’nde yenilirdi en güzel pastalar

Yağlı denilirdi o vakitler yumurtalı pideye

Bize de geldi sonradan ne idüğü belirsiz pizzalar.

Karıştırmam pancar ile pazıyı

Öz Fatsa’lılar bilir  bizim Arap Hacı’yı

Sonradan oldu Amir-ül Zabıta

Görmeliydin Umut Son Kervan’da baterist Ali Naci’yi..

Çiftefırınlar’dan çıkınca az yukarı

Selamlardık mobilyacı Asaf Niksar’ı

Dostum diye tanıtmıştı babam bize

Görsem bir daha Bacanak’lı Mahmut Ali muhtarı..

Tahsin amca  vardı ey gidi Ceceloğlu

Güzel insandı, yüreği sevgi dolu

Delisini de yazacağım, velisini de, hepsi akrabam

Sıra bana geldi heralde, çok deli var Hoylu’lu..

Tepealan’lı geldi bozdu bizim rüyayı

Bellona’lar, İstikbal’ler yıktı Topal Ziya’yı

Diploması olsaydı birde Gudi Ekrem’in

Mebus olur oynatırdı parmağında koca dünyayı..

Karaalioğlu’nun tenekeden sobası

Demirkan Hasan’ın etvaye kumandanı babası

Biri ısıtırdı ateşle, öteki söndürürdü ateşi

Sonuçta  huzurdu ikisinin de ortak çabası..

Bataklıktı Mandıra, şimdiki futbol sahası

Az ilerdeydi Et Balık’la Gürcan Hamsici’nin Demas’ı

Sepet sepet alırdık, dağıtırdık mahallede bedava

Yanaştımı Liman’a  balık dolu Azmi Reis Takası..

Malpazarı’ndaydı ilk gördüğüm kilise

Karnı ağrıyan koşar giderdi  Doktor Muhlis’e

Yazdıklarımın hepsi doğrudur, yemin ederim

İnanmayan sorsun birde bizim Avukat Halis’e

Powerci Mahmut usta, kırıkçı Dursun, Koreli Hikmet

Herkese sıra gelecek bu şiirde biraz sabret

Çakmalar tanıyacak, has Fatsa’lı anacak

“Duur” denilene kadar sürecek bu şiirsel muhabbet…

Halit DERVİŞOĞLU

Bu sayıda daha fazla

Bu sayının tamamı