Köşe yazısı
VAN DEPREMİ
Bu olay karşısında Türk insanının, kürt kardeşlerinin yardımına koşmaları çok anlamlıdır. Bizim her vesileyle ifade etmeye çalıştığımız: Kürtler bizim kardeşimizdir sözü fiilen tahakkuk etmiştir. Aklı olanın artık bundan şüphe etmesi mümkün değildir. Biz bu deprem felaketinden umulur ki Allü’teala cc. hayırlar halkedecektir. Biz PKK’nın sonunun geleceğine inanıyoruz. Kalbime öyle bir duygu doğuyor. Bu akşam televizyonda tahtadan yapılma küçük evlerin kurulduğunu gördüm. Bakın Türk insanı kardeşlerini nasıl içinden gelen bir sevgiyle, yaralarını sarmaya çalışıyor., Çadır hayatı oldukca zordur. Kütahya’da acemi eğitimi yaparken bizi İzmir Hava Okullarına kursa göndermeden evvela: Dört gün tatbikatınız var, araziye çıkıyorsunuz dediler. Porsuk çayının yanına çadırlar kuruldu. Çadırlara yerleştik. Soğuğa karşı da pek dayanıklı değilim. Hasta olurum diye korkuyorum. Allahım beni koru diye dua ediyorum. Yatağa sırtımı yapıştırarak yattım. Postallar zaten ayağımızda, hazır kuvvet sayılıyoruz. Kantinden aldığım gazete kağıtlarını da battaniyenin altına ve vücudumun üstüne serdim. Nefesimi yüzüme kapattığım gazetenin altına soluyorum. Her halde iyi ısınmasını bilenlerden birisi bendim.
Deprem çadırları denilince çadır hayatının zorluğu aklıma gelir. Bir an evvela çadır hayatından kurtulsalar isterim. Kütahya’da da kara iklimi var. Geceleyin otlar ekim ayında buz tutuyor. Gündüzünde insanı bunaltacak kadar da sıcak oluyor. Van gölü: O bölgenin insanı (Van denizi diyorlarmış) herhalde oraya bir derece ılımanlık getirir. İç Anadolu’da gece gündüz arasında ısı fazla fark yapar. Gece donar gündüz yanarsınız. Çadır hayatı çok zor: Tahta barakalar beni çok mutlu etti. İnsanımızın devletin yanında yer almasıda bizi sevindirdi. Herhalde Allah cc. Kürt kardeşlerimizi bizim samimi olarak sevdiğimizi onların kalbine de koyacak. Kürtlerin bölgemize ilk fındık işçisi getirmesinde biz de onlardan işçi aldık. Biz kaynaşma olsun istedik. Aslında çok koçak insanlar. Siz onlara bir adım gitseniz onlar size iki adım geliyorlar. O tarihlerde hanımlar Türkçeyi pek iyi bilemiyorlardı. Oralara okullar yapılalı şimdi Türkçeyi bilmeyen hiç yok. Rahmetli Özal’ın o bölgelere okullar yaptırması çok iyi oldu. Biz zaman zaman, keşke cumhuriyetin ilk okulları o bölgeye yapılsaydı şimdi onlarla çok daha fazla kaynaşmış olacaktık düşüncesindeyiz. İstanbul depreminde, Samanyolu televizyonunda konuşan bir insanın: Bunda da Allah’ın bir rahmeti olduğunu ifade ettiğini işittiğimi sanıyorum. İstanbul depremi 20 bin metre derinlikten gelmiş... Amerika da da 8 bin metre derinliğe inen petrol kuyuları varmış. İnsanlar isteseler 20 bin metreye rahatlıkla inerler. Deprem faylarındaki çok büyük bir enerjinin ilerde insanların istifadelerine sunulması da mümkündür. Çok seneler önce dünyada 70 senelik petrol rezervi olabileceği söyleniyordu: Bunun da en az yirmi senesi gitti. Allah’tan cc. başka her şeyin bir sonu var. Petrol kaynakları kuruduğu zaman insanların: deprem faylarındaki muazzam enerjinin kullanılacağını düşünmek mümkündür. Petrol devletlerinin yerini fay devletlerinin alabileceğini düşünmek lazım. Allah cc. kullarını çok seviyor. Bu deprem fayları insanların istifadesine belki de açılabilir.




