Köşe yazısı
OBAMA'NIN GELİŞİ
Bu merakımı o günlerin zor şartlarında radyo dinleyerek, gazeteden yapılmış kese kağıtlarının üzerindeki aylar öncenin haberlerini okuyarak giderirdim. İşte o yıllarda cumhurbaşkanı veya devlet başkanını: tahsilli kültürlü, iyi ailelerden yetişmiş, şanslı ve aynı zamanda üç kolu veya bacağı olan, boyunda ve vücudunda mutlaka bir olağanüstülük olan insanlar olarak tahayyül ederdim. Hatta biraz daha ileri gidecek olursak: Belki yemeye, içmeye ihtiyacı olmayan veya başkaca olağanüstülüklere sahip bir insan...
ABD. başkanı Barack Obama’ya da ülkemizde karşılanışı, ağırlanışı ve uğurlanışı sırasında benim hayal ettiğim özelliklere sahip olmasa da, sanki bu özellikleri taşı yormuş gibi abartılı bir ağırlanma uygulandığını söyleyebilirim. ABD. devlet başkanı dahi olsa Obama da bir insandır. Yatar, kalkar, sakız çiğ ner, yer, içer, ..çar vs.... Bir kediye dokunması hemen hemen her televizyon kanalı tarafından saniyelerce görüntülendi, çeşitli yorumlar yapıldı. Kendisi ile aynı karede gözükmek için bir yerlerini yırtanlar bile vardı.
Elbette dünyanın en büyük ve en gelişmiş ülkesinin başkanıdır. Elbette ailevi geçmişi, yetişme şartları, yer yüzünde siyah-beyaz değerlendirmeleri dikkate alındığında olağanüstü bir başarı göstermiştir. Bunu hiç kimsenin küçümsemeye hakkının olmadığını bilenlerdeniz. Ancak bir insanın putlaştırılırcasına abartılı karşılanmasını da hiçbir zaman kabul edemiyorum.
Esaben Sayın Obama’nın da benden farklı düşündüğünü sanmı yorum. Hiç bir tutum ve davranışının bu denli abartı beklentisi vermediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Tüm hareketleri adeta kendi evinde, kendi ükesinde imiş gibi doğaldı. Bu eleştirilerin sadece Sayın Obama ile ilgilenenlere olduğunu sanmayın. Televizyonlarda haberleri izleyen sıradan vatandaş olarak bizlerin Obama haberlerini dinlememizde bile aynı taşkınlığı görebiliyordum.
Halbuki Sayın Obama tarafından beklenmeyen ve hatta belki de rahatsız eden bu ilgi taşkınlığını herkes işine gösterse çok farklı bir Türkiye görmenin mümkün olacağını söylemek kehanet olmasa gerek. Hatta bu kadar taşkın ilgiye bile gerek yoktur. Herkes kendi evinin önünü süpürse yine farklı bir Türkiye görmek mümkündür.




