ANKARA- İSTANBUL
Bahar yorgunluğunun yanına bir de Ramazan rehaveti eklenince insanın eli kolu kalkmıyor. İnsanın içi buruk oluyor. Günlük sohbetlerimizi dahi iftar sofrasına bırakıyoruz. Tek tesellimiz bayramın gelecek olması, bayram…
Bahar yorgunluğunun yanına bir de Ramazan rehaveti eklenince insanın eli kolu kalkmıyor. İnsanın içi buruk oluyor. Günlük sohbetlerimizi dahi iftar sofrasına bırakıyoruz. Tek tesellimiz bayramın gelecek olması, bayram…
Bu sayıda birazcık siyasetten uzaklaşmak istedim. Ülkede hukuk, mantık ve ahlak zafiyetinin zirve yapması nedeniyle sanki siyaseti boşuna konuşuyoruz gibi geliyor. Siz ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın imam…
Şu hayat ne güzel olurdu, doğru düzgün yaşamayı bilebilseydik… Zarfa değil de mazrufa bakabilseydik… Yani zarfın içindekini de görebilseydik… Ne iyi olurdu, ne güzel olurdu… Etrafımıza duvarlar örmeseydik mesela… Ne…
Kurtuluş Savaşı’nın zor koşullar altında “Yedi düvele karşı” kazanıldığı eskiden beri söylenirdi. Zaferin büyüklüğünü anlatmak için böyle bir söyleme başvurmak normal sayılabilir. Savaştan yeni çıkmış, iktisadi ve moral…
ABD emperyalizmi hiçbir ülkeyi kendi haline bırakmadı, bırakmıyor. İstemediği yönetimlerin çilesini de milletleri çekti, çekiyor. Niye? Bilim ve teknoloji gücü var elinde.Bakalım sağduyuyla yakın tarih sürecinde bize…
Haber ve köşe yazılarında başlığın altındaki Sesli dinle düğmesiyle metni dinleyebilirsiniz. Klavye: Tab ile gezin, Esc ile kapatın, ⌘K / Ctrl+K ile arayın.