İçeriğe geç
Gündem

Gündem

BİR GÜN ANSIZIN!...

M. Maral ÖZTEKİN 8.Ağustos tarihli GÜNEŞ’ teki Haftanın Mesajı bölümünü bana ayıran ve beni Fatsa’ ya davet eden Sevgili Ferudun’ a çok teşekkür ederim.

Güneş Haber Merkezi 2 dk okuma 2.072 okunma
BİR GÜN ANSIZIN!...

Yüreğimdeki FATSA’ ya SILA ÖZLEMİNİ yine HAREKETE GEÇİRDİ.

Düşündüm!... bir de baktım ki FATSA’mıza son gelişlerim  hep Ferudun’ un mesajlarıyla olmuş.

Hatırlanmak ve unutulmamak çok güzel duygulara garkediyor insanı

FATSA’ya her gelişimde şehrin içinde benim tanıdığım ve beni tanıyanların azaldığını; Oysa ki her defasında yaptığım mezarlık ziyaretinde tanıdıklarımın sayısının arttığını görmek beni çok hüzünlendirir.

FATSA’ daki siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeleri her hafta elime geçen GÜNEŞ Gazetesinden izliyorum. FATSA her geçen yıl  şirin bir ilçe olmaktan çıkıyor, süratle  şehirleşiyor…

Böyle şehirleşmeler orada yaşayanlar arasındaki manevi bağları zayıflatıp, ilişkilerin maddi çıkarlar üzerine kurulması sorununu doğurmaktadır.

Biz gurbette yaşayan FATSA’ lılar her gelişimizde çocukluğumuzun ve gençliklerimizdeki FATSA’ nın havasını solumak ümit , arzu ve heyecanıyla uçarcasına aşarız 1 nci ve  2nci  yarmaları !...

Bindiğimiz arabayla değil şehrin içine girmek, park etmek için bile bir yer bulamayıp, yolda yürürken selamlaşacağımız kişileri ararız.. Yani kendi memleketimizde birer yabancı konumuna düşeriz. 

… Attığımız her adımda  çevremizdeki binaları inceler, “ Aaa!.. burada da şu vardı, şimdi ne olmuş?” ya da Dumlupınar Okulunun “Mektep Çayırı” dediğimiz alan kaybolmuş, her taraf taş yığını olmuş.

Ben şahsen her gelişimde sahilden ve içeriden bir Mağazabaşı ve Sülükgölü yaparım. Mağazabaşında ilkokul arkadaşım Hacı Rahmi YANGIN’ ı ziyaret eder, eski günleri ararız. Sülükgölünde yani Kurtuluş Mahallesi sahil yolunda son birkaç yıl önce açtığı cafe-restoran da Gürcü mizah ustası BECOĞLU Ahmet Kardeşimizle sohbet eder, nefis Gürcü yemeklerinden tadar, cafenin duvarlarındaki nostaljik FATSA resimlerini içime sindire sindire izlerim.

Hayattaki birkaç akrabanın, arkadaşın ve  büyüğün sağlıklı ve mutlu olduğunu görmek de işin kaymağı olur.

… Kısa bir BOLAMAN ve YALIKÖY  turu beni çocukluğuma götürür.

Hele sağlığıma zararlı olsa da BOLAMAN’ da kumsalın üzerine kurulu masalarda denizin şırıltıları eşliğinde bir pide yemenin zevki hiçbir yerde yoktur.

Ama benim için varsa da yoksa da MELEVCEN’ dir!...

Gittiğim her restoranda melevcen ararım.

Kendi çapımda dünyayı  dolaştım, benim için en nefis yemek melevcen kavurmasıdır.

Şu anda bu satırları Büyükada’ daki evimizin balkonunda  denizi ve koya demirlemiş tekneleri izlerken yazıyorum. Yıne de “Ah nerede o FATSA’nın çocukluğumdaki denizi” diyorum!...

Şimdi incir mevsimi başladı. Burada manavlarda her çeşit incir var. Ama nerde o FATSA’ daki evimizin bahçesindeki ağaçtan koparıp yediğimiz incirin tadı!...

Hoş şimdi incir de yasak bana !...

…Her şeye rağmen en kısa zamanda FATSA’ mıza gelebilmek için sabırsızlanıyorum.

Sağ olasın FERUDUN Kardeşim…

Onun için diyorum ki, BELKİ BİR GÜN ANSIZIN…

Bülbülü altın kafese koymuşlar  misali insan nerede yaşarsa yaşasın , hangi mevkii de olursa olsun yine de “ AH !.. MEMLEKETİM”  diyor.

Tanıdığım, tanımadığım, beni tanıyan , tanımayan herkese sevgi, saygı ve selamlar…

M. Maral ÖZTEKİN

Bu sayıda daha fazla

Bu sayının tamamı