KÖR VE SAĞIR BİR KIZ ÇOCUĞUN ÖYKÜSÜ
Geçen hafta güya 14. yüzyılda dünyayı kasıp kavuran veba salgınlarından bahsedip günümüz grip salgınlarıyla karşılaştıracak ve sizlere veda edecektim. Son zamanlarda hiç de iç açan konulardan bahsetmediğimi fark ettim. Bu nedenle bu haftaki yazımda sizlerle inanılmaz bir yaşam mücadelesi ve başarı öyküsü anlatmak istiyorum.
1880’li yıllarda bir buçuk yaşına kadar tamamen sağlıklı sevimli bir kız çocuğunun geçirmiş olduğu garip bir hastalık sonucu tamamen kör ve sağır hale geldiğini, aydınlık dünyasının tamamen karanlık ve sessizliğe gömüldüğünü, annesinin onu kontrol altına almaya çalıştığında çığlıklar attığını ve huzursuzlandığını, öğrenmeye ve dış dünyaya tamamen kapalı olduğunu düşünün.
Bakımı zor ve çok huysuz olan bu çocuğun adı Helen Keller. Helen’in ailesi çocuklarının eğitimi için kendiside kısmen görme özürlü olan bayan Sullivan’ı öğretmen olarak tutarlar. Helen her türlü uyarıma karşı saldırgan tavırlarla karşılık verir, tabakların içine elini sokup yemekleri eliyle yer. Müdahale edildiğinde ise kendini yerden yere vurur. Çocuğun eğitiminde bazı kuralların konması gerekmektedir ve dışarıdan acımasızca gibi görülen bu yaptırımların uygulanmasını aile kabullenemese de boyun eğmek zorunda kalır.
Helen’in öğrenmeye başlaması, yaşamının ilk on dokuz ayında zihninde yer etmiş “su” sözcüğünden yola çıkarak başlamış. Öğretmeni Hellen’i bir su pompasının yanına götürüp elini oraya tutmuş ve hemen ardından parmağıyla avucunun içine “su” sözcüğünü yazmıştı. Bu başlangıç noktasından sonra avucuna yazılan kelimelerle tüm nesnelerin bir ismi olduğunu anlar. Elini ve parmaklarını kullanarak nasıl konuşulacağını öğrenir.
Helen keller üniversiteden lisan derecesiyle mezun olan ilk sağır ve kör insan olmanın yanı sıra, beş lisan bilen, bisiklet, kano ve yelkenli ile gezintiye çıkan, yüzen, satranç oynayan, yazdığı makaleler ve bir dizi kitapla kendisini özürlülere yardımcı olmaya adayan bir insan haline gelir. Başta Amerikan Görme Engelliler Vakfı olmak üzere çok sayıda organizasyonda görev almış ve görevleri nedeniyle dünyanın pek çok yerine seyahat etmiş, tüm dünyanın tanıdığı bir yazar ve körler için umut kaynağı haline gelmiştir.
Evet başarısızlıklarımız için bahane bulmaktansa, durum ne kadar kötü olursa olsun elimizdeki ufacık imkanları sonuna kadar kullanmamız gerektiğini anlatan bir gerçek yaşam öyküsüyle şimdilik sizlere veda ediyorum. Hepinize sağlık ve mutluluklar dolu bir hayat dilerim.
Facebook'ta Paylaş
